Ulaştırma eski Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un vefatıyla ilgili yürütülen soruşturma çerçevesinde, ‘yalan tanıklık’ suçlamasıyla yargılanan doktor Nurettin Demirkol, hakim önüne çıkarıldı.
Demirkol’un 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası talebiyle görülen davanın ilk duruşması, Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirildi.
Duruşmaya tutuklu sanık Demirkol ve avukatları katıldı. Sanık avukatlarının duruşmanın kapalı yapılmasına dair taleplerini reddeden mahkeme, yargılamanın açık bir şekilde sürdürülmesine karar verdi.
Kimlik tespitinin ardından Demirkol’un savunması alınmaya başlandı.
DENİZOLGUN’UN VEFATINA DAİR SORUŞTURMA
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Denizolgun’un 7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz’daki çiftliğinde ölü bulunduğu kaydedilerek, bu çerçevede ‘kasten öldürme’ suçundan soruşturma yapıldığı belirtildi.
İddianamede, olay tarihinde maktulün özel doktoru olan ve bir hastanede dahiliye uzmanı olarak çalışan sanık Nurettin Demirkol’un, 26 Ağustos’ta savcılıkta ‘tanık’ sıfatıyla verdiği ifadesinde maktulün özel doktoru olmadığını ve çiftliğe gittiğinde yüzünde ya da vücudunda kan görmediğini belirterek, maktulün ölümünü şüpheli bulmadığını ifade ettiği aktarıldı.

ÖLÜ MUAYENE TUTANAĞINDA KAN DETAYI
İddianamede, Riva Polis Merkezi Amirliği’nin 31 Ağustos tarihli yazısının ekindeki 155 Acil Çağrı ihbar çözüm tutanağına göre, sanık Demirkol’un tanık ifadesinin aksine polisleri aradığı ve kendisini ailenin hekimi olarak tanıtıp şüpheli bir ölüm yaşandığını söylediği vurgulandı.
Olay yerine gelen polis memuru Z.G. ile inceleme memuru E.T.’nin tanıklıklarında da sanığın kendilerini özel doktor olarak tanıttığı ve ölümü şüpheli bulduğunu ifade ettiği belirtilmektedir. Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasında yer alan olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağına göre ise sanık Demirkol’un beyanında maktulün ağzının sağ tarafından kan sızdığı ve yastığı ıslattığı, bilirkişi doktorunun ise maktulün yüz kısmında kan olduğunu ve ağzından hâlâ kan aktığını belirttiği ifade edilmektedir.
TELEFON KAYITLARI İDDİANAMEDE
HTS kayıtları, tanık ifadeleri, 155 ihbar çözüm tutanağı, kolluk evrakları ile olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağına dayanarak, sanığın suçlamaları reddedici savunmalarının soyut olduğu ve suçtan kurtulmaya yönelik yapıldığı değerlendirilmiştir; bu nedenle de bu savunmalara itibar edilmemiştir. Olay günü Kısıklı’daki ikametinde olduğunu beyan eden sanığın HTS kayıtlarında Kısıklı’da baz sinyalinin bulunmadığı kaydedilmiştir.
İddianamede ayrıca Demirkol’un olay günü çiftliğe gittiğinde maktulün ölü olduğunu söylediği ancak HTS kayıtlarının hastaneyle ardışık arama kaydı bulunduğunun çelişkili olduğu belirtilmiştir. Ayrıca sanığın kendisinin çiftliğe gitmesinden yaklaşık bir saat sonra polislerin geldiğini bildirdiği ancak çiftlikteki ilk telefon sinyalinin saat 22.15 olmasına rağmen 155 ihbar saatinin 00.30 olduğu ifade edilmiştir.

OLAY YERİNDEKİ KİŞİLERİN İFADELERİ
Sanığın çiftlikte yalnızca Murat Bayrak ve yabancı uyruklu kişinin bulunduğunu beyan etmesine rağmen olay yeri inceleme raporu ile HTS kayıtları doğrultusunda Hilmi Tuna Kuriş ve Alihan Kuriş’in de olay yerinde bulunduğu tespit edilmiştir. İddianamede ayrıca sanığın yanında başka kişiler olduğunu belirtmesi ile Hilmi Tuna Kuriş’in çiftlikte alınan telefon sinyalinin sanığa ait olmadığının ortaya konduğu aktarılmakta; bu nedenle de sanığın olay yerinde başka kişilerin olmadığını bilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlatılmaktadır.
DOKTOR HAKKINDA 4 YILA KADAR HAPİS TALEBİ
Sanığın ‘kasten öldürme’ suçu kapsamında yürütülen soruşturma sürecinde yemin vererek verilen tanık beyanlarında gerçeğe aykırı beyanda bulunmasının ‘yalan tanıklık’ suçu oluşturduğu ifade edilen iddianamede, sanık Demirkol için ‘yalan tanıklık’ suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmektedir.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)